MÜZEMİZ HAKKINDA

MÜZEMİZ HAKKINDA

Hilmi Nakipoğlu

Fotoğraf Makineleri Müzesi

Müzede Hilmi Nakipoğlu'nun topladığı fotoğraflar ve fotoğrafçılıkla ilgili malzemeler sergileniyor. Bunlar arasında en eskisi 1896'da yapılmış fotoğraf makinesinden başlayarak günümüze kadar gelen çeşitli marka ve ölçüde bine yakın fotoğraf makineleri var. Ayrıca taşınabilen ve taşınamayan stüdyo tipi fotoğraf makineleri, çift objektifli makineler, casus veya mini makineler, Leica filmle kullanılan makineler, poloraid filmle kullanılan makineler de onları tamamlamaktadır. Başta Roll filmi olmak üzere çeşitli filmler ve aksesuarlar da burada bulunmaktadır. Müze koleksiyon kültürünün tanıtılması ve özellikle çocuklara ve gençlere öğretilmesi amacıyla kurulmuş. Müze fotoğrafçılık ve makinelere tutkulu olan herkesin gezip görmesi gereken bir yer.
1896’dan günümüze kadar gelen makineler ve onların teknolojik değişimleri insanı kendisine çekiyor. Her bir makine kendine hayran bırakacak güzellikte. Müze Pazartesi Hariç Hafta içi 10:00-17:00 saatleri arasında açıktır. Müzeye ulaşmak için 94 Eminönü-Osmaniye otobüsüne binip Bakırköy Adliye durağında inmeniz gerekiyor. Bakırköy Adliyesi giriş kapısının karşı sokağından yürüyerek sokağın sonunda sağa dönmelisiniz. Anadolu yakasından gelmek için metrobüs ile incirli durağın da inip otobüs durağından 94e binmelisiniz.

Müzemiz Pazartesi Hariç Hafta içi 10:00 Açılış - 17:00 Kapanış

İstanbul’un köklü semtlerinden Bakırköy’ün bir fotoğraf müzesine ev sahipliği
yaptığını biliyor muydunuz?

İletişim
KAMERA MARKALARIMIZ
MÜZEDEKİ KAMERA MARKALARI

Hilmi Nakipoğlu tarafından 1997 yılında kurulan müzede; tarihleri 1896 yılına kadar dayanan fotoğraf makineleri, ekipmanları ve eski fotoğraflar sergilenmektedir

TÜRKİYE'NİN İLK KAMERA MÜZESİ

Fotoğraf severlerin buluştuğu Hilmi Nakipoğlu Kamera Müzesi'nde bulunan fotoğraf makinelerin Sayısı 900'e ulaşan koleksiyonun içinde stüdyo tipi fotoğraf makineleri bulunmaktadır.

Hilmi NAKİPOĞLU

 

"Her makineyi bir insan gibi düşünün. Yani onun anıları, gördüklerini hafızasına atma gibi. Yani bir insana dokunun. Hani ‘Anlat bana bugüne kadar ne yaşadın?’ dediğin zaman işte aynı şekilde o makinenin de bir hikâyesi vardır. Acı tatlı tarihe dair her şeyi kaydetmiştir. Dolayısıyla o makinelerin de bir insan gibi düşündüğümüzde farklı birer kimlikleri olduğunu söyleyebilirim.”